Geçtiğimiz günlerde Kuşadası Belediye Meclisinde, aslında ağlanacak halimizi ortaya seren, fakat izleyenleri istemeden güldüren trajikomik bir olay yaşandı.
Bilindiği üzere, Kuşadası’nın “şovmen” olarak anılan Belediye Başkanı Ömer Günel, kamuoyunda uzun süredir muhalefete söz hakkı tanımayan, mikrofonları kapatarak tartışmaları bastıran otoriter üslubuyla dikkat çekmektedir.
Ne var ki, Ömer Günel’in Aydın Büyükşehir Belediye Meclisi’nde takındığı tavır ile Kuşadası Belediye Meclisi’ndeki tutumunun tamamen farklı olması, halkın gözünden kaçmamakta;
Başkan’ın ikircikli, tutarsız ve güven vermeyen siyasi davranışlarını iyice görünür kılmaktadır.
Bu ikiyüzlü siyaset tarzını en net ortaya koyan olay ise şu oldu:
İYİ Partili Meclis Üyesi Levent Eryılmaz, kendisine sürekli olarak söz hakkı verilmediği için meclise megafonla gelmek zorunda kaldı.
Bu durum, “duyanların güldüğü ama aslında utanç verici” bir tablo oluşturdu. Eryılmaz’ın bu yaratıcı ve zekice tepkisi ise kamuoyunda geniş yankı buldu ve destek gördü.
Yaşanan tüm bu gelişmelerin ardından Kuşadası halkı ve siyasi çevreler, Başkan Ömer Günel’in baskıcı ve dayatmacı yönetim anlayışına adeta tepki yağdırdı.
TKP Kuşadası Belediye Başkan Adayı, Diş Hekimi Veli Tosuner de sosyal medyada Günel’in tutumunu sert ve açık bir dille eleştirerek, Başkan’ın yönetim tarzını “faşizan” ve “diktacı” olarak nitelendirdi.
EDİTÖR NOTU
Sayın Ömer Günel;
Siyasette “ikircikli davranışın” halk nezdinde ki karşılığı iki yüzlülüktür. Buna siyaset denmez; buna olsa olsa çok yüzlü politika denir.
Büyükşehir Meclisinde size yapılan uygulamalara yüksek sesle karşı çıkarken, aynı yöntemi kendi yönettiğiniz mecliste muhalefete karşı kullanmanız, adı konmuş bir tavırdır: despotluk ve otoriterlik.
Kamuoyu, artık bu tavırların hesabını sormaktadır.